Pres European Union Printo

 

ILAÇ TEDAVILERI

NSAII’ler – Non-steroidal anti-inflamatuar ilaçlar (Kortizon olmayan iltihap giderici ilaçlar)
NSAII’ler semptomatik, iltihap giderici (anti inflammatuar), ates düsürücü (anti piretik) ve agri kesici (analjezik) ilaçlardir. Semptomatik , hastaligin seyrini etkilemeden sadece iltihabin belirtilerini kontrol etmeye yarayan anlamina gelir. Etkilerini baslica, iltihaba yol açan maddelerin olusumunda önemli rol oynayan bir enzimi (siklooksijenaz) bloke ederek gösterirler.
Diger yandan baskilanan bu enzimin midenin korunmasi, böbrek kan akiminin düzenlenmesi gibi bazi dogal görevleri de vardir. NSAII’ler iltihap yaninda bu görevleri de baskilar. Bu etkilesim NSAII’lerin pek çok yan etkisini açiklar.

Baslica yan etkiler sunlardir:
NSAII’in en sik görülen yan etkisi mide mukozasi üzerinedir. Yakinmalar ilaç alimindan sonraki hafif hazimsizliktan siddetli karin agrisi ve siyah ve yapiskan diski ile kendini belli eden mide kanamasina kadar degisir. Çocuklarda NSAII’ye bagli sindirim sistemine ait (gastrointestinal) yan etkiler eriskinlere oranla çok daha az bildirilmektedir. Yine de NSAII’ler yemekle birlikte alinmalidir.
Karaciger üzerine olan etkileri sonucu, karaciger enzimlerinde artis olabilir, ancak bu yan etki aspirin disindaki NSAII’ da çok belirgin degildir. Böbrek problemleri nadir görülür. Özellikle önceden kalp, karaciger ve böbrek bozukluklari olan çocuklarda ortaya çikar. NSAII’ler kan pihtilasmasini etkileyebilir ancak bu etki, ayrica pihtilasma bozuklugu olan çocuklar disinda klinik olarak bir önem tasimaz. Aspirin, bu grupta pihtilasmayi en çok etkileyen ilaçtir ve artmis tromboz (damar içinde patolojik kan pihtisi olusumu) riski ile giden hastaliklarin tedavisinde bu etkiden yararlanilir. Bu durumlarda düsük dozlu aspirin ilk tercih edilen ilaçtir.

Çok sayida NSAII bulunmaktadir. Naproksen ve ibuprofen yaygin olarak kullanilmaktadir. Aspirin ucuz ve etkili olmasina karsin, günümüzde yan etkilerinden dolayi eskiye oranla daha az kullanilmaktadir. Degisik NSAII'lerin birlikte kullanimi gereksizdir. Ancak degisik NSAII'lere degisik yanitlar söz konusudur, bu yüzden de bir NSAII etkili olmazsa bir digeri denenebilir. Son zamanlarda, baska bir NSAII grubu(cox-2 inhibitörleri) kullanima girmistir. Bu ilaçlarin klasik NSAII'lere göre mide üzerine yan etkileri çok daha az oldugu halde ayni tedavi edici etkiyi saglarlar. COX-2 inhibitörleri (celecoxib, rofecoxib) digerlerine göre çok daha pahalidir ve güvenilirlik ve etkinlikleri üzerine tartismalar henüz sonuçlanmamistir. Çocuklarda bu ilaçlarin kullanimi ile ilgili deneyim çok kisitlidir.

Siklosporin A:
Siklosporin A bagisikligi baskilayici bir ilaçtir. Ilk olarak organ nakil olan kisilerde organ reddini engellemede kullanilmistir. Bagisiklikta çok önemli rolü bulunan beyaz kan hücrelerinin eetkilerini engeller. Sivi veya hap formunda verilebilir.
Özellikle yüksek dozlarda yan etkilerinin çok sik olmasi, ilacin kullanimini kisitlar. Böbrek ve karaciger üzerine olan yan etkileri yaninda, kan basincini yükseltebilir,dis etlerinde büyümeye, vücut killarinda artisa, bulanti ve kusmaya yol açabilir.
Bu nedenle siklosporin tedavisi,ortaya çokabilecek yan etkileri izlemek için düzenli klinik ve laboratuar incelemeleri gerektirir.

Damar içine verilen immünoglobülinler (intravenöz immünglobulinler-IVIG):
Immünoglobülin antikorun es anlamlisidir. Damar içine verilen immünoglobülinler (IVIG) kan bagislayan saglikli kisilerin kanindan hazirlanan büyük plazma havuzundan elde edilir. Plazma insan kaninin sivi kismidir. IVIG tedavisi bagisiklik sistemlerindeki bir eksiklik yüzünden antikorlari olmayan çocuklarda kullanilir. Ayni zamanda mekanizmalari henüz bilinmemekle birlikte, IVIG’in bazi otoimmün ve romatizmal hastaliklarda da yararli oldugu gösterilmistir.
Damar içine verilirler ve genel anlamda güvenli bir tedavidir. Yan etkileri nadirdir. Anafilaktoid (alerjik ) reaksiyon, kas agrilari, infüzyon sirasinda ates, bas agrisi, ya da mikroplara bagli olmayan beyin zari uyarilmasina (menenjiyal irritasyon) bagli bas agrisi ve kusma gibi belirtiler olabilir. Genellikle yan etkiler infüzyondan sonraki ilk 24 saat içinde ortaya çikar ve kendiliginden düzelir.
IVIG, HIV, hepatit ve pek çok bilinen virüsten arindirilmistir.

Kortikosteroidler
Kortikosteroidler (kortizon, steroid) organizmamiz tarafindan üretilen bir hormon grubudur. Sentetik olarak üretilip degisik hastaliklarin tedavisinde kullanilabilir. Sizin çocugunuza verilen steroid, atletlerin performanisini arttirmak için kullanildigi söylenen steroid ile ayni degildir.
Iltihabi durumlarda kullanilan steroidin tam adi, “glukokortikosteroid” ya da kisaca kortikosteroiddir (KS). KS’ler , bagisiklik sistemi reaksiyonlari ile kompleks biçimde etkileserek, etkili ve hizli bir sekilde iltihabi baskilayan ilaçlardir. Iltihapli romatizmal hastaliklarda KS’ler, genellikle iltihabi baskilayan temel ilaçlarin etki göstermeye baslamasi için gereken sürede hastanin durumunda daha çabuk klinik iyilesme saglamak için kullanilirlar. Bagisikligi baskilayici ve iltihap çözücü etkilerinin yani sira, kalp-damar fonksiyonlari ve stres yaniti ile, su, seker, yag metabolizmasi ve kan basinci düzenlenmesi gibi baska pek çok olayda da rol alirlar.
Uzun süreli KS kullanimi ile iliskili ciddi yan etkiler söz konusudur. Kortizon alan romatizmali bir çocugun, tedavinin ayarlanmasi ve yan etkilerinin izlenmesi için deneyimli bir doktorun kontrolünde olmasi gereklidir.

Dozlar ve ilacin uygulanma yollari
KS’ler, agiz ve damar yolu ile (sistemik), ya da eklem içi enjeksiyon, göz damlasi veya deri üzerine sürülerek (lokal) uygulanabilir.
Kortikosteroidlerin dozu ve verilis yolu, hastanin durumunun ciddiyetine ve tedavi edilen hastaliga göre belirlenir. Özellikle enjeksiyon seklinde verilen yüksek dozlar çok güçlü ve hizli etkilidir. Piyasada degisik büyüklük ve dozlarda kortizon tabletleri bulunmaktadir. En sik kullanilanlar prednizon veya prednizolon içerenlerdir. Doz ayarlamasinda ya da uygulama sikliginda kesin bir kural yoktur. Günde tek doz (genellikle sabah) ya da gün asiri verildiginde daha az yan etkiye neden olur..Ancak, bazen hastaligin kontrolü için gerekli olan günlük dozu sabah, ögle, aksam olarak bölerek vermek gerekebilir. Agir hastaliklarda, pek çok hekim, gün asiri 3 kez ya da 6-7 gün boyunca günde bir kez serumla damar içine verilen yüksek doz metilprednizolonu tercih eder. Agizdan alinan ilacin emiliminde sorun olabildigi durumlarda bazen daha küçük dozlarda günlük damar içi uygulamalara basvurulabilir.
Iltihapli ekleme uzun etkili (depo) KS enjekte edilmesi (intrartiküler uygulama) artrit tedavisinde sikça kullanilan bir tedavidir. Depo KS’ler (triamcinolone acetonide ya da hexacetonide) küçük kristallere bagli aktif steroid madde içerirler ve enjekte edildikten sonra eklem bosluguna yayilarak eklem yüzeyinde ve çevresinde uzun süreli KS salinimina neden olurlar, böylece haftalar ya da aylar süren iltihap giderici bir etki elde edilebilir. Tedavi edilecek eklem sayisi ve hastanin yasina bagli olarak bir ya da daha fazla eklem, topikal analjezi (ör: deri anestetik kremi veya spreyi), lokal anestezi, sedasyon (midazolam, entonox) ya da genel anestezi seçeneklerinden biri kullanilarak tek bir seansta tedavi edilebilir.

Yan etkiler
KS’lere bagli yan etkiler baslica 2 nedene baglanabilir: uzun süreli yüksek doz tedaviden kaynaklanan ve tedavinin hizli kesilmesinden dolayi ortaya çikan yan etkiler. Eger KS bir aydan uzun süre devamli kullanildiysa, ciddi sorunlara yol açabilecegi için birdenbire kesilemez. Bu problemler, disaridan verilen kortizon nedeniyle baskilanmis olan kendi vücut steroidlerinin ilaç kesilir kesilmez yeterli üretime geçememesinden dolayi ortaya çikar.
KS yan etkilerinin tipi, siddeti bireye özgüdür ve tahmin edilmesi güçtür. Yan etkiler genellikle doza ve uygulanma biçimine de baglidir; örnegin, toplam verilen doz ayni olsa bile, bölünmüs günlük dozlar , tek sabah dozuna göre daha fazla yan etkiye neden olur.
Baslica gözlenebilen yan etkileri sunlardir:
Istah artmasina bagli olarak çocuk kilo alir ve deri altinda çatlaklar olusur. Yüksek lif, düsük yag ve seker içeren dengeli bir diyet ile kilo alimi kontrol edilebilir.
Yüzdeki sivilceler topikal cilt tedavisiyle kontrol edilebilir.
Uyku ve asiri sinirlilik gibi duygu durum degisiklikleri ile ilgili problemler ortaya çikabilir.
Uzun süreli KS tedavisinde genellikle büyüme baskilanir.
Yaygin bagisiklik baskilanmasindan dolayi enfeksiyonlara dirençte azalma olabilir ve bunu sonucu olarak, daha sik ve daha agir enfeksiyonlar gelisebilir. Bu çocuklarda özellikle suçiçegi çok ciddi bir seyir gösterebilir. Bu nedenle, eger çocukta su çiçeginden süphelenilirse ya da su çiçegi olan baska çocuklarla yakin temasta bulunmussa doktorunuza hemen haber vermeniz çok önemlidir. Hastanin durumuna göre su-çicegi virüsü antikorlari enjekte edilebilir ya da anti-viral ilaçlar verilebilir.
Sessiz yan etkilerin çogu tedavi boyunca yakin izlemle açiga çikarilabilir. En önemlisi, kemigin daha zayif ve daha kirilgan olmasina neden olan kemik mineral kaybidir (osteoporoz). Osteoporoz, kemik dansitometresi denen bir teknik ile tanimlanabilir ve takip edilebilir. Yeterli kalsiyum (günde yaklasik 1000 mg.) ve vitamin D desteginin osteoporoz gelisimini yavaslattigi düsünülür.
Katarakt veya göz içi basincinda artma (glokom) gelisebilir.
Kan basincinda da artma olabilir (hipertansiyon). Bu nedenle kortizon tedavisi olan hastalara düsük tuzlu diyet verilmelidir.
KS tedavisine bagli seker hastaligi gelisebilir.Bu yüzden diyette seker ve yag düsük düzeyde olmalidir.

Azatioprin
Azatioprin bagisikligi azaltan bir ilaçtir. Bölünen tüm hücrelerin gereksinim duydugu DNA üretimini baskilayarak etki eder. Temel olarak, kandaki beyaz kan hücrelerinin bir tipi olan lenfositlerin çogalmasini engeller. Agiz yolu ile verilir. Siklofosfamid’den daha iyi tolere edilse de, yakin izlem gerektirecek bazi yan etkileri vardir. Gastrointestinal sistem üzerine toksisitesi (agiz yaralari, bulanti, kusma, ishal, epigastrik agri) çok sik degildir. Karacigere ait nadir de olsa bazi yan etkiler ortaya çikabili. Doza bagimli olarak, dolasan beyaz kan hücrelerinin sayisinda azalma (lökopeni) olabilir. Trombositlerin ya da kirmizi kan hücrelerinin (eritrositlerin) sayisinda azalma olmasi daha nadirdir. Azatioprinin uzun süre kullanimi teorik olarak, artmis kanser riski ile iliskilidir fakat, bu konuda kesin kanit yoktur. Diger bagisikligi baskilayici ajanlarla oldugu gibi, azatioprin kullanan hastalar da artmis enfeksiyon riski ile karsi karsiyadir. Özellikle herpes zoster enfeksiyonuna (zona), azatioprin ile tedavi gören hastalarda daha sik rastlanir.

Siklofosfamid
Siklofosfamid, iltihabi azaltan ve bagisiklik sistemini baskilayan immünsüpresif bir ilaçtir. DNA sentezini degistirerek hücrelerin çogalmasini engelleme yoluyla etki eder. Bu nedenle kan hücreleri, saç kökleri ve bagirsak mukoza hücreleri gibi çok aktif çogalan hücreler (üremek için yeni DNA yapmasi gerekenler) üzerine daha etkilidirler.
Lenfosit adi verilen beyaz kan hücreleri siklofosfamidden en çok etkilenenlerdir ve bunlarin sayi ve islev açisindan degisiklikleri bagisiklik sisteminin baskilandigini gösterir. Siklofosfamid, çesitli kanser tiplerinin tedavisinde kullanilmak üzere ortaya çikmistir. Romatolojik hastaliklarda aralikli tedavide kullanildigi için (ayda bir damar içine enjeksiyon) kanser hastalarina göre daha az yan etki görülür.
Siklofosfamid her gün agizdan verilir ya da 4 haftada bir damar içine uygulanir. Siklofosfamid, bagisikligi büyük oranda baskilayan ve yakin laboratuar izlemi gerektiren ciddi yan etkileri olan bir ilaçtir. En sik yan etkileri, bulanti ve kusmadir. Saçlar geri dönüsümlü olarak incelebilir. Kanda dolasan beyaz kan hücreleri ya da trombositlerin sayisinda asiri bir azalma olabilir ve bu durumda doz ayarlamasi yapmak ya da ilaci geçici olarak kesmek gerekebilir. Mesane degisiklikleri (idrarda kan) ortaya çikabilir fakat, aylik damar enjeksiyonlarindan çok, günlük agizdan tedavi uygulandiginda daha sik görülür ve bu problemden kaçinmak için çok miktarda su içilmelidir.
Uzun süreli tedaviler üreme problemleri ve artmis kanser sikligi riskini dogurabilir; bu son iki komplikasyonun olusma riski hastanin yillar boyu aldigi toplam ilaç dozuna baglidir.
Siklofosfamid bagisikligi bozan yüksek doz kortikosteroid gibi ilaçlarla birlikte kullanildigi zaman savunma sistemini baskilayip enfeksiyon riskini arttirir.

Metotreksat
Metotrexat(MTX), yillardir çocuklarda çok çesitli hastaliklarin tedavisinde kullanila gelmistir. Hücre bölünmesinin hizini yavaslatabilme yeteneginden dolayi, MTX baslangiçta anti kanser ilaç olarak kullanilmistir. Bu etksii yalnizca yüksek dozlarda belirgindir. Romatizmal hastaliklarda kullanilan düsük ve aralikli veirlen dozlarda, MTX baska mekanizmalar araciligiyla iltihap çözücü etki gösterir. Küçük dozlarda kullanildigi zaman yüksek dozlarda görülen yan etkilerin çogu gözlenmez ya da takip ve tedavisi daha kolay olur. MTX’in , tablet ve enjeksiyon formlari bulunmaktadir: Haftada sadece bir gün verilir. Hastanin durumuna göre ilacin uygulanma yolu ve dozu, doktor tarafindan belirlenir. Yemekten önce ve tercihen suyla birlikte alindiginda tabletler daha iyi emilir. Enjeksiyonlar, diyabetteki ensülin enjeksiyonuna benzer sekilde deri altina uygulanir fakat kas içine ya da damar içine de verilebilir. Enjeksiyonlarin daha iyi emilme avantaji vardir ve daha az mide rahatsizligina yol açar. MTX tedavisi genellikle uzun sürelidir. Doktorlarin çogu, hastaligin kontrolü (remisyon) saglandiktan sonra en az 6-12 ay boyunca tedavinin sürdürülmesini önerirler.
MTX alan çocuklarin çogunda çok az yan etki görülür. Bunlar bulanti ve mide rahatsizliklaridir. Bu yan etkiler dozun gece alinmasiyla kontrol edilebilir. Bu yan etkileri önlemek için siklikla folik asit denen vitamin tedaviye eklenir. Bazen MTX dozundan önce veya sonra bulanti giderici ilaçlarin verilmesi ve/veya enjeksiyon formuna geçilmesi yardimci olabilir. Diger yan etkiler ise, agiz yaralari ve nadiren deri döküntüsüdür. Öksürük ve nefes darligi çocuklarda daha az görülen yan etkilerdir. Kan hücre sayilari üzerine etkisi görülse bile, genellikle çok hafiftir. Alkol tüketimi gibi diger hepatotoksik (karacigere toksik) nedenlerin olmamasindan dolayi, çocuklarda uzun dönemli karaciger hasari (karaciger fibrozu) çok daha nadir görülür.
Genellikle MTX tedavisi karaciger enzimleri yükseldigi zaman kesilir ve enzimler normale döndügünde baslanir. Bu nedenle, MTX tedavisi boyunca düzenli kan tetkikleri yapilmasi gereklidir.
MTX ile tedavi edilen çocuklarda enfeksiyon riski genelde artmamasina ragmen bazi hastalarda bazi hastaliklar daha ciddi bir seyir gösterebilir. Bunlar arasinda suçiçegi ve zona önemlidir. Eger çocugunuz daha önce suçiçegi geçirmediyse ve suçiçegi geçirmekte olan biriyle temas ettiyse ya da suçiçegi bulgulari görüldüyse hemen hekiminize basvurmalisiniz çünkü özel bir ilaç tedavisi gerekebilir. Eger çocugunuzun MTX tedavisine baslamadan önce suçiçegi geçirip geçirmediginden emin degilseniz, basit bir kan tetkikiyle çocugun bagisikligi kontrol edilebilir.
Çocugunuz ergenlik çaginda ise MTX’in karaciger toksisitesini artirabileceginden dolayi alkol alimindan kesinlikle uzak durmalidir. MTX dogmamis çocuga zarar verebileceginden, cinsel olarak aktif genç kimsede dogum kontrolü uygulanmasi çok önemlidir.

Hidroksiklorokin
Hidroksiklorokin sitma tedavisinde kullanilan bir ilaçtir. Daha sonra iltihap sürecinin çesitli asamalarinda etkili oldugu gösterilmistir. Siklikla günde tek tablet olarak verilir. Genellikle iyi tolere edilir. Siddetli olmayan bulanti ortaya çikabilir. En önemli yan etkisi göz üzerinedir. Hidroksiklorokin gözün retina denen kisminda birikir ve görme alaninda degisikliklere yolaçabilir. Kontrolsuz kullanilirsa nadir olarak çok yavas görme azalmasina ve giderek körlüge neden olabilir. Ne var ki, genelde çok düsük dozlarda kullanildigi için göz problemleri çok nadirdir. Bu komplikasyonun erken saptanmasi ile ilaç kesilir ve görme kaybi engellenebilir. Romatizmal hastaliklarda hidroksiklorokin düsük dozlarda verildigi için gerekliligi ve sikligi konusunda tartismalar olmakla birlikte, komplikasyonlari önlemek amaciyla yilda 1-2 kez göz dibi ve görme alani muayeneleri yapilmalidir.


Sulfasalazin (Salazoprin)
Sulfasalazin, bir antibakteriyel ve bir iltihap çözücü ilacin birlestirilmesiyle elde edilir. Eriskin romatoid artritinin bir enfeksiyon hastaligi sanildigi dönemlerde gelistirilmistir. Kullanimindaki mantigin zaman içinde yanlis oldugu anlasildiysa da sulfasalazinin bazi artrit tiplerinde ve hatta kronik bagirsak iltihabi ile giden bir grup hastalikta etkili oldugu gösterilmistir. Sulfasalazin agiz yolu ile verilir. Yan etkileri seyrek degildir ve düzenli kan tetkikleri gerektirir. Bu yan etkiler arasinda, sindirim sistemini ilgilendiren problemler (istahsizlik, bulanti, kusma, ishal), alerjik deri döküntüleri, karaciger toksisitesi (karaciger enzimlerinin yükselmesi), dolasan kan hücrelerinde ve serum immünoglobülinlerinde azalma sayilabilir. Bu ilaç, asla sistemik JIA ya da JSLE hastalarina verilmemelidir çünkü ciddi alevlenmeleri tetikleyebilir.

Kolsisin
Kolsisin yüz yillardir bilinmektedir. Liliaceae ailesinden Colchicum denen çiçekli bitkinin kurutulmus tohumlarindan elde edilir. Beyaz kan hücrelerinin islevini ve çogalmasini engelleyerek, iltihabi durdurur. Agizdan verilir. Yan etkilerin sikligi ve ciddiyeti diger bir çok ilaca oranla çok azdir. Çogu yan etkisi sindirim sistemi ile ilgilidir. Ishal, bulanti, kusma ve seyrek karin kramplari laktozsuz diyet ile düzelebilir. Bu yan etkiler genellikle dozun geçici olarak azaltilmasina yanit verir. Bulgular kaybolduktan sonra, doz eski düzeyine gelene dek yavas yavas arttirilmaya çalisilir. Kan hücrelerinin sayisinda nadir olarak bir azalma görülebilir, bu nedenle periyodik kan sayimi kontrolleri gereklidir. Böbrek ve/veya karaciger problemleri olan hastalarda kas zaafi (miyopati) görülebilir. Ilacin birakilmasindan sonra hizla düzelir. Diger nadir bir yan etki de, daha zor düzelen, periferik sinir degisiklikleridir (nöropati). Döküntü ve saç dökülmesi nadiren gözlenebilir. Yüksek miktarlarda ilacin yutulmasindan sonra ciddi zehirlenme ortaya çikabilir. Mutlaka doktora basvurulmalidir. Ebeveynlerin, ilacin küçük çocuklarin ulasabilecegi yerlerde olmamasina çok dikkat etmeleri gereklidir.
Ailesel Akdeniz Atesinde kolsisin tedavisine gebelik süresince devam edilir. Eger ek risk faktörleri varsa, gebeligin 3-4. aylarinda amniosentez (bebegi saran sividan alinan küçük bir örnekte anormal kromozomlarin incelenmesi) yapilmalidir.

Anti- TNF ajanlari
Tümör nekroz edici faktör (TNF), iltihap olusumunda temel rol oynayan bir moleküldür. Modern biyoteknoloji sayesinde TNF’yi seçiçi olarak engelleyen farkli tipte ilaçlar üretilmistir. Bunlar arasinda, TNF’ye karsi antikorlar (infliximab ve adalimubab) ve TNF reseptör blokerler i(etanercept ) bulunmaktadir. Etanercept cilt alti enjeksiyon ile uygulanir; hastalar ve aile üyeleri bile kendi enjeksiyonlarini kendileri yapabilir (ayni diyabet hastalari gibi). Enjeksiyon yerinde lokal reaksiyonla r(kirmizi benekler, kasinti, sisme) görülebilir fakat genellikle kisa süreli ve hafiftir.
Infliximab, hastane ortaminda damar içine uygulanir. Infüzyon sirasinda, hipotansiyon (kan basincinda düsme) ve sokla sonuçlanabilen ciddi alerjik reaksiyonlardan, kolaylikla tedavi edilebilen hafif reaksiyonlara (nefes darligi, kirmizi deri döküntüsü, kasinti) kadar degisen alerjik durumlar ortaya çikabilir.
Bu alerjik reaksiyonlar ilk infüzyondan sonra daha çok ortaya çikarlar ve bu durum molekülün fare kaynakli bir parçasina karsi bagisiklanmaya baglidir. Eger alerjik bir reaksiyon görülürse ilaç kesilir.
Adalimubab da ayni infliximab gibidir fakat fare kaynakli molekül yoktur. Deri altina enjeksiyon yoluyla uygulanir.
Bütün bu ilaçlarin uygulandiklari sürece devam eden güçlü iltihap giderici etkileri vardir. Baslica yan etkileri basta tüberküloz olmak üzere enfeksiyonlara büyük oranda yatkinlik olusturmalaridir. Ciddi enfeksiyon bulgulari görüldügünde ilaç kesilmelidir. Bazi nadir durumlarda tedaviye bagli baska otoimmün hastaliklarin gelisebilecegi bildirilmistir. Bugüne kadar tedavinin yüksek kanser sikligina neden olabilecegi ile ilgili herhangi bir kanit yoktur. TNF engelleyicilerle olan deneyimler çok yeni oldugundan gerçek uzun süreli güvenilirlik verileri henüz yoktur. Biyoteknolojilerle (genetik mühendisligi gibi) üretildikleri için, bu tedaviler siklikla “biyolojik ajanlar” olarak isimlendirilir. Eriskin romatizmal hastaliklarinda ve deneysel olarak çocuklardaki tedavilerde kullanilmakta olan diger ilaçlar arasinda IL 1ra ve IL 6 antikorlari gibi baska ajanlar da mevcuttur. Biyolojik ajanlarin hepsi çok pahalidir.